(212) 369 60 45 - (505) 610 05 84

 

 

Dil ve konuşma birbirinden farklıdır. Dil, insanların birbirleriyle duygu ve düşüncelerini paylaşmak amacıyla kullandığı ortak kurallar sistemidir. Bir dil, yalnızca konuşma dilini akla getirmemelidir; yazı ve işaret kullanımı da bir dildir. Konuşma ise bu duygu ve düşünceleri içeren kuralların gerekli organlar yardımıyla fiziksel olarak üretildiği sistemdir.

 

Bir çocuk duygu ve düşüncelerini aktarmak için gerekli dilbilgisine sahip olabilir fakat konuşma organları (dil, dudak vb.) işlevini gerektiği şekilde yerine getiremediğinden konuşamayabilir. Diğer yandan, başka bir çocuk konuşma organları işlevini kusursuz yerine getirdiği halde dil gelişimindeki bir aksaklık nedeniyle konuşamayabilir, ya da her ikisi de aynı anda görülebilir.

 

 

Yukarıda verilen iki örnek de bir iletişim sorunudur fakat Furkan’ın yalnızca konuşma sorunu bulunurken Ece’ninhem dil hem de konuşma sorunu bulunmaktadır.

 

Bir çocuk eğer başkalarının söylediklerini anlamakta (alıcı dil) veya duygularını, düşüncelerini yeterli düzeyde sözel olarak aktarmakta (ifade edici dil) güçlük yaşıyorsa o zaman bu bir dil bozukluğudur.

 

Diğer yandan eğer bir çocuk konuşma seslerini doğru veya akıcı bir şekilde üretmekte zorluk yaşıyorsa o zaman bu birkonuşma bozukluğudur.

 

! Dil ve konuşma sorunları çocuklarda birbirinden ayrı olarak veya birlikte de görülebilmektedir.



Normal Dil ve Konuşma Gelişimi

 

Bir zamanlar bilim adamları ve anne-babalar, çocuğun dil ve konuşmayı öğrenme sürecinin ilk on ile on sekizinci aylarda, yani, ilk sözcüklerin üretildiği zaman başladığını düşünüyorlardı. Araştırmacılar yapılan çalışmalarla bu sürecin başlangıcının aslında çok daha erken olduğunu ortaya koymuşlardır.

 

Bebeğin işitme sistemi, hamileliğin son üç ayında iyice gelişmektedir ve ana rahminde pek çok sesi duymaya başlar. Bebek kendi anadiline ait vurgularla ve amniyo sıvısı yoluyla kendisine ulaşan annesinin sesiyle de çok ilgilidir. Bu şekilde, konuşma ritimleri, doğduğunda çocuğun beynine yerleşmiş olur.

 

Doğumdan sonra bebekler konuşmalarını sağlayacak organları henüz zihinsel ya da fiziksel olarak denetleyemese de, çoğu zamanlarını annelerinin sesini dinleyerek geçirir ve dil ile ilgili her türlü bilgiyi kaydederler. Aslında bebekler ilk sözcüklerini söylemeden çok önce farklı istekler için farklı ağlama tonları, gülme ve agulama gibi pek çok iletişim yolunu kullanabilmektedirler. Bebeğinizle ilk iletişim onun dili anlaması veya kullanmasından çok önce başlar. Bebeğiniz, beslenme ya da alt değiştirme sırasında sesinize tekme atarak ya da agulayarak tepki verir. Olumlu duygularını size gülümseyerek olumsuzları ise ağlayarak anlatır. İlk anlamlı sözcüklerini üretirken bile karşıdaki kişinin anlaması için el işaretleriyle bunlara eşlik eder. Anne babalar ise bu tepkileri kısa sürede çözümleyerek bunlara yanıt verir ve böylece iletişimi zenginleştirir.

 

Agulamak, gülmek ve anlamsız sesler çıkarmak bebeklerin ilk konuşma girişimleridir. İlk yaşlarının sonlarına doğru anlamlı konuşma benzeri sesler çıkarırlar. İlk anlamlı sözcükler onikinci aydan sonra üretilmeye başlar. Bu noktada bireysel farklılıklar olabilmektedir: bazı bebekler anlamlı sesler çıkarmak için sürekli çabalarken bazıları buna hazır olana kadar bekleyebilirler. Onsekizinci aydan sonra bebeklerin yeni sözcük öğrenme süreçleri oldukça hızlanır ve bir haftada bile büyük değişimler görülebilir. Bu dönem çocukların sözcük dağarcıklarının hızlıca geliştiği dönemdir fakat bir dili öğrenmek tek tek kelimeleri üretmekten fazlasını gerektirir. Sözcükleri birleştirerek, yerlerini değiştirerek belirli hece veya sesler ekleyerek vb. kuralları kullanarak farklı anlamlar üretebilmek gerekir, bu dilbilgisidir.

 

Çocuklar 2 yaşından önce dilbilgisini sözcüklerle birlikte jest-mimik gibi işaretleri kullanarak gerçekleştirmektedir. 2 yaş civarı çocuklar sözcükleri birleştirerek farklı anlamlar oluşturmak için işaretleri azaltarak dilbilgisel kurallardan faydalanmaya başlarlar. 2.5 yaşından sonra sözcük dağarcıkları hızla gelişmekte, ürettikleri cümleler anlamsal ve dilbilgisel açıdan zenginleşmektedir. 4-5 yaşına gelindiğinde artık çocuklar bir yetişkine isteklerini, ihtiyaçlarını, ilgilerini uzun ve karmaşık cümlelerle zorlanmadan ifade edebilmekte ve çevresinde duyduğu şeylerin çoğunu rahatlıkla anlayabilmektedir.




Çocuğumun yaşadığı geçici bir gecikme mi, yoksa bir bozukluk mu?

 

Çocuklar bazı becerilerde yaşıtlarına göre geri kalabilir; bunu kısa sürede toparlayabilir, hatta, daha da iyi olabilirler. Bir çocukta yürüme, yemek yeme, tuvaletini karşılama gibi becerileri normal gelişirken konuşması gecikebilir. Tüm çocukların genel kabul görmüş aynı veya benzer gelişim aşamaları vardır; bunun yanında, bazı çocukların kendine özgü bir gelişim zamanlaması olabilir ve konuşmaya yaşıtlarından biraz erken veya geç başlayabilir. Ebeveynler oldukça iyi gözlemcidirler, çocuklarının davranışlarını oldukça dikkatli şekilde gözlemlemektedirler. Aynı zamanda ebeveynler çevrelerinde normal gelişim gösteren diğer çocukların gelişimleri hakkında da fikir sahibidirler. İşte ebeveynler çocuklarında herhangi bir şeyden şüphelendiklerinde çocuklarının performansını diğer çocuklarla karşılaştırırlar ve çoğunlukla doğru zamanda birşeylerin yolunda gitmediğinin de farkına varırlar ve doğal olarak endişelenirler ve once en yakınlarına daha sonra en yakınlarındaki uzmana danışarak aydınlanmak isterler : Çocuğum hala konuşmuyor. Çocuğum kendini farklı şekilde ifade ediyor. Çocuğumun söyledikleri kolaylıkla anlaşılmıyor.

 

Aileler yada bu konuda uzman olmayan tarafından ayrımına varılması güç nokta çocuğun konuşmasının gecikmiş mi yoksa bir dil veya konuşma bozukluğu mu olduğu ve bunlardan öte bu sorunu kendi başına aşıp aşamayacağıdır.

 

Dil ve konuşma bozuklukları çocuk doktorlarının, psikologların ve çocuk gelişimcilerinin uzman oldukları ve uzman olmaları gereken bir konu değildir. Doktorunuz, çocuk psikoloğu veya okul öncesi öğretmeniniz çocuğunuzun fiziksel gelişiminin normal olduğunu, işittiğini ve “baba, anne” gibi kelimeleri çıkartabildiğini, dolayısıyla, bir uzmana görünmeden 3 hatta 4 yaşına kadar beklemenizi tavsiye edebilir. Yine farklı mesleklerden uzmanlar birçok çocuğun 2 yaşında konuşamayıp 3 yaşında akıcı bir şekilde konuşmaya başladığını bilirler ve bu nedenle gerçek bir sorun olduğunu görene kadar ailelerin endişeye kapılmamalarını isteyebilirler. Bu düşünce biçimi ailelerin de “bekleyip görelim” tarzı bir yaklaşım sergilemelerine ve bu ailelerden çocukları yaşıtlarıyla aynı gelişimi yakalayanların da benzer bir yaklaşımı kulaktan kulağa teskin edici bir tür halk inanışı şekline getirmelerine sebep olmaktadır:

 

“Konuşur daha bekleyin”

 

”Amcası/dayısı/teyzesi/kardeşi vb. de geç konuşmuştu”

 

”Einstein da zaten okula başlarken konuşmuş”

 

Evet, (kanıtlanamamakla birlikte) Albert Einstein ve diğer bahsedilen bireyler geç konuşmuş olabilir hatta bunlardan sorunu kendi başına aşmış olanlar da olabilir. Çevrenize biraz daha dikkatli şekilde baktığınızda 5-6 yaşına gelmiş hatta okul çağında hala dil ve konuşma problemine sahip pek çok çocuk olduğunu farkedeceksiniz. Bu çocukların da bir zamanlar konuşmasının gecikmiş olduğu düşünüldüğünde, o halde bu 5-6 yaşına gelmiş veya okul çağında hala yaşıtları gibi konuşamayan veya farklı şekilde iletişim kuran çocuklar ya da başka deyişle küçük Einstein’lar ne olacak?

 

Gerçek şudur ki, dünyanın birçok ülkesinde yapılan çalışmalarda okul öncesi ve okul çağındaki çocukların neredeyse % 10’undan fazlası dil ve konuşma bozukluğuna sahiptir. Basit bir ifadele, bu çevrenizdeki her 10 çocuktan birisi demektir. Yani doktorunuzun veya çevrenizin örnek gösterdiği geç konuşan abi, abla, amca, teyze, komşu çocuğu v.b.’den birçoğu dil ve konuşma sorunundan muzdariptir. Bilinen bir diğer gerçek de konuşması gecikmiş çocukların birçoğunun bunu dil ve/veya konuşma bozukluğu olarak okul çağına ve yaşamlarının daha sonraki dönemlerine kadar devam ettirdikleridir.

 

Arabanız bozulduğunda tamircinin “bekleyip görelim”,”komşunun arabası da geç çalışmıştı” gibi teskinleriyle alınan risk cebinizden biraz fazla para çıkmasına veya en fazla arabanızı kaybetmenize yol açabilir. Peki ya konu çocuğunuz olunca? Burada alacağınız riskler çocuğun yaşamının sonraki dönemlerinde sosyal, psikolojik ve davranışsal problemler ile öğrenme güçlüğü gibi ilerledikçe geriye çevirmesi zorlaşan sorunlara yol açabilmektedir. Yani eğer çocuğunuzun iletişiminde bir gecikmeden, bozukluktan yada farklılıktan şüpheleniyorsanız bunu bir dil ve konuşma bozuklukları uzmanının değerlendirmesini ve gerekiyorsa eğitim görmesini sağlamak çok önemlidir.




Dil gecikmesine veya bozukluğuna etki edebilecek bazı riskler

 

Dil gelişimi geriliğine veya bozukluğuna yol açabilecek birçok faktör bulunmaktadır.




Genetik

 

Dil bozukluğu olan anne, baba veya kardeşe sahip çocukların dil bozukluğu için diğer çocuklardan daha fazla risk taşıdığı yapılan çalışmalarda açık bir şekilde ortaya koyulmuştur. Bu tür bir genetik riskin varlığı üzerinde şu an yapılabilecek fazla bir şey yoktur fakat aileler çocuğun bundan asgari seviyede etkilenmesi için erken dönemden itibaren bu durumun farkında olup çocuğun iletişim becerilerini geliştirmeye yönelik çalışmalıdır.




Ebeveyn Etkisi

 

Bazı araştırmacılar çocuklarla iletişim kurma biçimimizi de dil gelişimiyle ilişkilendirmektedir. Yapılan çalışmalarda çocuklarıyla sık oyun oynayan ve oynarken onlarla konuşan, çocuklarına kitap okuyan, çevrelerinde ilgilendikleri, işaretle gösterdikleri şeyler hakkında çocuklarıyla konuşan ve çocuklarıyla daha yalın ve sade bir dil kullanmayı tercih eden ebeveynlerin çocuklarının dil gelişimlerinin daha iyi durumda olduğu aktarılmıştır.





İşitme Kaybı

 

İşitme kaybı olan çocuklar sözel dili anlamak ve kendisini sözel olarak ifade etmek konusunda yaşanacak problemler açısından büyük bir risk taşımaktadır. Eğer bu durum erken fark edilip müdahale edilmezse çocuk iletişim problemi, öğrenme güçlüğü, kendisini sosyal olarak soyutlama gibi birtakım problemlerle karşılaşacaktır. Yapılan çalışmalarda erken tanı ve müdahale alan işitme kaybı olan çocukların ilerleyen dönemlerde yaşıtlarıyla aralarındaki farkı kapatabildiği ortaya koyulmuştur.




Bilişsel, Nörolojik veya Gelişimsel Bir Bozukluk

 

Bilişsel bozukluğa, nörolojik problemlerine (hidrosefali, strok, havale gibi) ve otizm spektrumu bozukluklarına (otizm, yaygın gelişimsel bozukluk) sahip çocuklarda medikal, gelişimsel ve davranışsal birçok problemin yanında dil ve konuşma becerilerinde de sıkıntı görülmektedir. Bazı durumlarda çocuğun geç konuşması sadece konuşma probleminden öte yukarıda sayılan bozuklukların ön belirtisi olabilmektedir. Aileler ve uzmanların bunu dikkate alması ve zamanında yönlendirmesi önemlidir. 18 aylık olan, diğer çocuklarla oynamak istemeyen ve kendini ifade etmekte güçlük yaşayan bir çocuğun dil ve konuşma problemi olabilir ama aynı zamanda bunlar otizmin belirtileri de olabilir. Konuşması geciken bir çocuk için tüm ailelerin en kötü senaryoyu düşünmek gibi bir davranış içerisine girmemeleri gerekir. Fakat problemin erken fark edilmesi önemlidir. Bu tür bir durum çıkması durumunda bile erken bir tanı ve müdahale problemin çözümünde daha hızlı yol alınmasını sağlayacaktır.




Hangi durumlarda şüphelenmeliyim?

 

Özellikle 18-30 ay arası dönemde olan, normal zekaya sahip ama gecikmiş konuşması olan çocuklarda dil gelişimi probleminin belirli durumlarda devam edebileceğine ilişkin ortak görüşler bulunmaktadır. Bu durumlara aşağıda yer verilmiştir:




Dili anlama

 

Dili anlamak genellikle dili kullanma ve ifade etmekten önce gelişmektedir. Yapılan bazı çalışmalarda 24-30 ay arası dönemde ifade etme becerileri gecikmiş olan çocukların bir yıl izlendikten sonra yapılan değerlendirmelerinde o dönemde sözel dili anlaması yaşıtlarına uygun bulunan çocukların ifade etme becerilerinde yaşıtlarını yakaladığı fakat diğerlerinin dil problemlerinin devam ettiği ortaya koyulmuştur. Bu sonuçlar, erken dönemde sözel ifadeleri anlamakta güçlük çeken çocukların dil bozukluğu için daha fazla risk altında olduğunu göstermektedir.




Jestleri kullanmak

 

Yapılan bir çalışmada geç konuşan çocuktaki jest veya el/kol işareti kullanımı sayısının daha sonraki dönemde sözel dil becerilerinin kestirilmesini sağladığı bulunmuştur. Buna göre farklı iletişim amaçları için birçok sayıda jest kullanan geç konuşan çocukların normal akranlarını yakalama şansı jesti daha seyrek kullananlara gore daha yüksektir.




Tanılanma yaşı:

 

Yapılan birçok çalışmadan çıkarılan ortak sonuç; çocuğun dil ve konuşma problem ne kadar geç tanılanırsa çocuk o kadar yavaş gelişim gösterir. Burdan şu sonuç çıkabilir bu çocukların konuşması da er ya da geç açılacaktır fakat araştırmacılar böyle olmadığını ve yaşanan dil gelişimi probleminin düşünülenden daha karmaşık ve ciddi bir durum olabileceğine işaret etmişlerdir. Yani bir çocuk belirli bir yaş döneminde (örneğin 24-30 ay arası) yaşıtları hızlı bir gelişim gösterirken yavaş bir gelişim gösteriyorsa bu çocuk aradaki farkı kapatamadıkça dil problemi daha da büyüyüp, eşlik edecek sosyal ve psikolojik problemlerle daha karmaşık bir hal alabilecektir.




Ürettiği sözcükler veya cümleler:

 

Çocuğun sahip olduğu sözcük sayısı da ileriki dil gelişimi için bir yordayıcı olabilmektedir. Örneğin 2 yaşında 50’den az anlamlı sözcüğe sahip çocuklar dil bozukluğu için bir risk taşımaktadır. Yalnızca sayısı değil aynı zamanda kullandığı sözcüklerin tipi de önemli bir faktördür. Yapılan çalışmalarda dil ve konuşma bozukluğuna sahip çocukların kullandığı eylem sözcüklerinin çok az çeşitlilik gösterdiği aktarılmıştır. Diğer bir bulgu da kullandıkları eylemlerin genellikle al, ver, gel, ye, iç gibi çok yaygın ve basit olanlar olduğudur.




Sosyal beceriler:

 

Okul öncesi çağdaki dil ve konuşma bozukluğuna sahip çocukların kreş veya anaokulunda sınıf arkadaşlarından daha çok öğretmenlerle konuşmayı seçtiği uzmanlar tarafından aktarılmaktadır. Yapılan birçok çalışmada dil gelişimi olan çocukların bu probleme ek olarak sosyal becerilerinde de gerilik görülmüştür. Bu çocuklar yaşıtlarıyla paylaşma ve oyun becerileri açısından sıkıntı yaşamaktadır ve oyuncaklarla diğer çocukların aksine alışılmadık şekilde oynayabildikleri görülmektedir.

 

Bu etmenler uzun dönemde etkisini gösterebilecek dil bozukluğu için bir işaret olabilir fakat bu çalışmaların bulguları her zaman bunun öyle olacağı anlamına gelmez. Örneğin yapılan bir çalışmada 25-26 aylık bir çocuğun söylenilenleri anlaması oldukça kötüyken 10 ay sonra ifade etme becerileri yaşıtlarını yakalamıştır. Diğer yandan tersi de görülebilmektedir. Bu çalışmalarda vurgulanmak istenen bu tür özellikler taşıyan çocukların illa böyle olacağı değil yalnızca bir dil problemi için risk taşıdığıdır.




Aileler ne yapmalı?

 

Aileler uzman olmayan diğerlerinin söylediklerini dinleyerek veya rahat bir şekilde çocuklarının her halükarda konuşma açısından yaşıtlarını yakalayacaklarını tahmin ederek vakit geçirmemelidir. Eğer çocuğunuzun dil veya konuşma gelişimi konusunda şüpheleniyorsanız bir dil ve konuşma bozuklukları uzmanına başvurunuz. Dil ve konuşma terapisti çocuğun sözel dili anlamasını ve ifade etmesini testler yardımıyla ölçecek, çocuğun çevresiyle iletişimini doğal ortamda değerlendirecek, gelişimi etkileyebilecek faktörleri belirleyerek aileye bundan sonra ne yapmaları konusunda danışmanlık hizmeti verecektir.




Neden bir uzmana danışmalıyım?

 

Basit bir şey için bile beklemek zahmetli bir süreçken çocuğun konuşup konuşamayacağı için bekleyip görmek daha zor ve sıkıntılı bir süreçtir. Hele ki sorunun daha erken dönemde fark edildiğinde daha kolay ve hızlı şekilde çözülebileceğini bilmek aileler için kötü bir histir.

 

Eğer çocuğunuz yalnızca basit bir gecikmeye sahipse bile kulaktan dolma bilgilere inanmak yerine uzman bir terapiste başvurmalısınız. Dil ve konuşma terapisti çocuğunuzun dil ve konuşma becerilerinin kapsamlı şekilde değerlendirecek ve sonucunda sizi evinize “bekleyip görelim” den öte çocuğunuzun iletişim becerilerini güçlendirebileceğiniz birçok fikirle uğurlayacaktır veya belirli aralıklarla kontrol etmek isteyecektir.




İlk Görüşme Öncesinde Ne Yapmalıyım?

 

Çocuğun dil ve/veya konuşma problemini tüm boyutlarıyla anlayabilmek için dil ve konuşma terapisti ilk değerlendirmede çocuğun medikal, sosyal ve gelişimsel öyküsüne de ihtiyaç duyacaktır. Bu nedenle yapılacak bir değerlendirme öncesi daha önce yapılan muayene ve değerlendirmelere dair raporların yanınızda bulundurulması önemlidir.

 

www.dkbud.org sitesini kullanarak size en yakın dil ve konuşma terapistine ulaşabilirsiniz.




Dil ve Konuşma Gelişimi Konusunda Yaygın Olarak Bilinen Yanlış İnanışlar

 

Her zaman dil ve konuşma problemine neden olan şeyi bilmek zordur. Fakat neyin neden olmadığına dair bilinen bazı gerçekler vardır:




• Erkek çocuklar geç konuşur

 

Yapılan çalışmalar okul öncesi dönemdeki erkek çocukların dil gelişimlerinin kız çocuklarından daha yavaş olabildiğini gösterirken bu farkın yalnızca bir ya da iki ay olduğu vurgulanmaktadır. Bu çocuğun önemli ölçüde dil ve konuşma gecikmesi veya bozukluğu tanısı alabilmesi için daha büyük bir fark olması beklenir. Örneğin 2 yaşında bir çocuğun 1 buçuk yaş dönemi özellikleri göstermesi gibi. Yine de, erkek çocuklarda dil ve konuşma bozukluğuna daha sık rastlandığı da bilinmektedir bu nedenle en ufak bir şüphe dikkate alınıp takip edilmelidir.



• Çocuğun her isteğini önceden tahmin ederek yerine getiren anne-baba veya başka bir aile üyesinin olması

 

İsteklerini karşılayabilmek için konuşmak çocuk için en geçerli ve etkin yoldur. Eğer çocuk bunu yapabilseydi, yapardı. Yine de bu davranış çocuğun zaten geciken konuşmasına olumlu bir katkıda bulunmamaktadır. İdeali çocuğun isteklerini ve ihtiyaçlarını sözel olarak karşılayabilmesini kolaylaştırmak ve buna katkıda bulunmaktır.



• Abisi/ablası veya çevresindeki yakın bir kişinin konuşma problemi olması

 

Yalnızca konuşması geri veya bozuk kimselerle değil, çocuklar markette, kreşte veya parkta konuşması düzgün olan birçok kimseyle de etkileşir. Çocuk bunların arasından yalnızca konuşması düzgün olmayan kişiyi model olarak almayacaktır.



• İnatçı olmak

 

Hiçbir çocuk sırf inatçılıktan konuşmamayı veya anlaşılmadığı için hırçınlaşmayı, kendini yerlere atmayı, çevresine zarar vermeyi ya da çevresinin tüm baskısına rağmen sözcük veya cümlelerle iletişim kurmak yerine göstererek işaretlerle iletişim kurmayı seçmez. Bunu konuşmamasının nedeni olarak değil konuşamamasının da etkilediği bir durum olarak değerlendirmek gerekir.



• Dil bağı

 

Bazı durumlarda ailelere dil bağı operasyonu yaptırmaları tavsiye edilse de dil bağı konuşmayı muhakkak etkileyecektir diye bir durum söz konusu değildir. Çocuğun dil hareketleri, dilini yeterli bir şekilde kullanmadığından veya başka bir sorundan ötürü de sınırlı olabilir. Bu konuda bir dil ve konuşma terapistine başvurarak çocuğun dil hareketlerinin ve konuşma gelişiminin değerlendirilip varsa dil bağının konuşmayı etkileyip etkilemediği veya ne kadar etkilediğiyle ilgili bilgi alınması ve bundan sonra operasyona karar verilmesi önemlidir.





Ayrıca şu önerilerden de kaçınmak önemlidir:




• Problemi kendi başına aşacaktır

 

Evet, çocuklardan bazısı sorununu aşacak ve bazısı aşamayacak. Çocuğunuzun hangi düzeyi gerçekletireceğini bilemezsiniz.



• Değerlendirilmek için daha yaşı çok küçük

 

Küçük yaş grubunda bir değerlendirme yapmak zordur fakat sadece test, resim, kitaptan oluşan bir değerlendirme beklememek gerekir. Çocuğun işitmesi değerlendirilebilir. Bunun yanında sözel dili anlamasının nasıl olduğu, nasıl oyun oynadığı, diğer çocuk veya yetişkinlerle nasıl iletişim kurduğu değerlendirilerek gerekli öneriler verilebilir.



• Zaten konuşmuyor nasıl değerlendirilecek?

 

Çocuk kendisini sözel olarak ifade etmiyor olabilir fakat sözel dili anlaması ve konuşma öncesi sözel olmayan iletişim becerileri değerlendirilebilir. Bu sayede aileye çocuğun ifade etme becerilerini arttırması için uzman tarafından öneriler verilebilir.



• Okul başlayana kadar bekleyip görün

 

Bu konuda araştırmalar gayet açık ve nettir: çocuk ne kadar erken eğitime başlarsa ilerlemesi o kadar hızlı olur. Bu yalnızca dil ve konuşma için değil tüm gelişim alanları için geçerlidir.

 



Kaynaklar

 

Feit, D., & Feldman, H. M. (2007). The parents guide to speech and language problems. Mc-Graw Hill: Two Penn Plaza, NY.
Karmiloff, K. & Karmiloff-Smith, A. (2001). Pathways to language: From foetus to adolescent’ in ‘Developing Child Series’, Harvard University Press.
Karmiloff, K. & Karmiloff-Smith, A. (1998). Everything your baby would ask if only he/she could talk, Cassell/Ward Lock, London.
Paul, R. (2001). Language Disorders From Infancy Through Adolescence: Assessment & Intervention. St Louis: Mosby.
www.asha.org
www.kidshealth.org

 

Dil ve Konuşma Bozuklukları

KONUŞMA BOZUKLUKLARI TANILAMA VE REHABİLİTASYON MERKEZİ BİRİMİ:

Konuşma seviyeleri, konuşmanın yaşa uygunluğu ve özrü uygun konuşma testleri ile saptanarak, konuşma uzmanlarımızca değerlendirilir. Kurumumuza devam eden tüm çocukların konuşma eğitimi RAM ‘ın eğitim önerileri, öğretmenlerimizin ve ailenin istemi doğrultusunda 3 şekilde planlanır.

- Bireysel Konuşma eğitimi
- grupla konuşma eğitimi
- Konuşma Eğitiminin Aileye gösterilerek ev içinde uygulanması şeklinde verilir.

Konuşmadaki Gelişmeler Öğretmenler tarafından haftalık, konuşma uzmanı tarafından aylık olarak izlenmektedir.

 Dil ve konuşma terapisi, dil ve/veya konuşma bozukluğu olan birçok çocuk için uygulanan tedavi yöntemidir. Konuşma bozukluğu seslerin doğru üretilememesi ile ilgili bir problem iken dil bozukluğu anlamadaki güçlük ya da düşüncelerini bildirmek için kelimeleri biraraya koyamamaktır.
Konuşma terapisti çeşitli dil ve konuşma bozukluğu olan her yaştaki kişiye yardım eder. İşte konuşma terapistinin düzeltebileceği sorunlara birkaç örnek:
- Artikülasyon bozukluğu : Eğer sesleri doğru çıkarmada ya da kelimeleri doğru söylemede sorun yaşanıyorsa, bu artikülasyon problemidir. Örneğin çocuğunuz 'araba' yerine 'ayaba' ya da 'ekmek' yerine 'epmek' diyorsa artikülasyon sorunu vardır. 
- Akıcılık sorunları ( kekemelik) : Eğer çocuğunuz sesleri tekrar ediyorsa; kelimeyi tamamlamayı güçlükle yapıyorsa; akıcılık sorunu/ kekemelik olabilir. Örneğin; 'sosis' kelimesini söylerken 'so-so-so-sosis' ya da 'sssssssosis' diyebilir. kekeleyen çocukların akıcılık sorunları vardır. 
- Ses bozukluğu : çocuğunuz cümlesine başlarken sesi gür ve net olabilir fakat cümlesi bitinceye kadar sesi azalabilir, kısılabilir ve sesi sanki ağzında geveliyormuş gibi çıkabilir. Bazen de çocukların sesi sanki soğuk algınlığı almış gibi ya da burunlarından konuşuyormuş gibi çıkabilir. Bunlar da ses bozukluğunun birkaç örnek olabilir.
- Dil bozukluğu : Çocuğunuz karşısındaki kişinin söylediklerini anlamada sorunu olabilir ya da düşüncelerini ifade etmek için kelimeleri biraraya getirmede sorunu olabilir. böyle bir durum varsa çocuğunuzun dil bozukluğu olabilir. 
Dil Ve Konuşma Terapisini Kim Yapar?
Dil ve konuşma bozukluğu çocukları ve yetişkinleri, tanılayan, değerlendiren, terapiyi hazırlayan ve uygulayan kişiye 'Dil ve Konuşma Terapisti' ya da 'Dil ve Konuşma Patoloğu' denir. Dil ve Konuşma Terapisti, insan iletişimi, gelişimi ve bozuklukları alanında profesyonel kişiler tarafından eğitilen; dil ve konuşma bozuklukları alanında yüksek lisans derecesine sahip olan kişidir. 
Kimlerin Konuşma Terapisine İhtiyacı Vardır?
Eğer çocuğunuzda şu durumlardan biri varsa, konuşma terapisine ihtiyacınız olabilir :
• Dudak-damak yarıklığı
• Ağız etrafındaki zayıf kaslar
• Yutma problemi
• Kekemelik
• Gelişim geriliği
• Zihinsel gerilik
• İşitme kaybı
• Otizm
• Down Sendromu
• Serebral Palsi
Terapi Ne Kadar Sürer?
Çocuğunuzun dil ve konuşma terapisine ne kadar süre ile devam edeceği konuşma sorununa bağlıdır. Bazı konuşma sorunlarının düzeltilmesi diğerlerine göre daha uzun sürebilmektedir. Haftalık terapi seansı çocuğun performansına ve bireysel özelliklerine bağlıdır. Konuşma terapistine hafta bir, iki kez ya da daha fazla devam edebilirsiniz. Terapi birkaç haftadan birkaç aya, birkaç aydan birkaç yıla kadar sürebilir.

 1- İLETİŞİM, DİL VE KONUŞMA

Dil kazanımı insanların yaşamları sırasında başardığı en karmaşık işlemlerden birisidir. Genellikle çocuklar dili kendi doğal çevrelerinde herhangi bir sorunla karşılaşmadan kazanmaktadır. Bu nedenle dil kazanımının ne kadar karmaşık bir süreci içerdiği özellikle dil gelişiminde bir bozukluk olduğunda görülmektedir. Dil ve konuşma bozukluklarını anlayabilmek, değerlendirebilmek için temel olan kavramların bilinmesi gerekmektedir.

İletişim, dil ve konuşma kavramlarının hepsi çocuklarda anadilin kazanılmasını ve güçlüklerini tanımlamak için kullanılmaktadır. Bu konuda bazı sorular sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Örnek olarak “Bir çocukta bunlardan hangisi problemdir?” veya “Hepsi aynı şeyi mi ifade etmektedir?”

A- İletişim
Bir bilginin, duygunun ve düşüncenin dil kullanılarak (sözel iletişim) ya da dil kullanılmaksızın (sözel olmayan iletişim) ifade edilmesi yöntemidir.

İletişim

B- Dil
Bilgilerin iletilmesi amacı ile alışılmış bir düzen içinde sembollerin, seslerin ve jestlerin düzenlenmesidir. Dil, sözel veya yazılı olabilir.

C- Konuşma
Dilin kullanılmasıdır. Dilin sembolik birimlerinin yerine geçen sesleri çıkarmak için kullanılan bir seri kas harekettir. Bize basit gelen bir sözcük için kaslar ve vücut organlarını biz seri olacak şekilde kullanırız.

Konuşma, iletişim kurabilmek için kullanılan köprülerden biridir.

Konuşma için özel tek bir organ yoktur; bir çok organın birlikte, uyum içinde çalışmasıyla oluşan bir sistemdir. Akciğerler, nefes borusu, sert ve yumuşak damak, dil, çene, dişler, dudaklar gibi bir çok organ konuşmada görev almaktadır.

Dil gelişimi kişiden kişiye farklılık gösterir. Dil gelişimi ile ilgili genellemeler yapılması mümkün olsa da, bu genellemeler her çocuk için doğru değildir. Çocuklar arasında dil gelişimi yönünden büyük farklılıklar vardır.

Bu nedenle, bir çocuğun dil bozukluğu hakkında konuşurken çok dikkatli olunmalıdır. Çünkü, çocuğun dil gelişimi aşağıda tanımlanan dönemlere tamamen uymayabilir. Bu dönemlerden farklı gelişim gösteren bir çocuk ile ilgili olarak aşırı heyecanlanmak da bir hata olabilir. Ayrıca, çocuğun normal gelişim sırasından bir sapma gösterdiği durumlar da dikkate alınmalı ve izlenmelidir.

Çocuklar farklı hızlarda gelişim gösterirler. Hangisinin normal olarak kabul edileceği konusu çok farklılık göstermektedir. Çocukların dil ve konuşma gelişimi açısından genel olarak baktığımızda, dili kullanma yönünden ailelerin bilmesi gereken temel gelişim aşamaları vardır.


2- DİL VE KONUŞMA GELİŞİM DÖNEMLERİ

Çocukluk çağından itibaren normal gelişim evrelerinin ve normal davranışın hangi dönemde, neyi ifade ettiğinin bilinmesi ortaya çıkabilecek bozuklukların erken teşhisinde büyük faydalar sağlamaktadır.

Konuşmadaki fonksiyon bozuklukları ile mücadele erken dönemde başlatılmakta ve ileriye yönelik daha başarılı adımlar atılmaktadır. Bu amaçla günümüzde teşhis ve tedavi amaçlı pek çok yöntem başarı ile uygulanmaktadır.

A- Çocukluk Çağı Normal Gelişim Evreleri
Doğum Öncesi Dönem;


Ağız ve yüz yapıları ve fonksiyonlarındaki değişim günümüzde anne karnında yapılan bazı yöntemlerle ortaya konulmaktadır. Damak gelişiminin gebeliğin 12. haftasında tamamlandığı düşünülürse, daha önce yapılan ultrason incelemesi bu dönemde ortaya çıkabilecek bu tip problemlerin önüne geçilmesini sağlayabilir.

Anne karnında bebeklerde yutma gelişimi 12. haftada, emme gelişimi 18-24 haftalar arasında belirginleşmektedir. 34. haftada çocuk ihtiyaçlarını karşılayabilecek emme ve yutma becerisine sahip olmaktadır. Yapılan pekçok araştırma, anne karnında ağız kontrol ve koordinasyonda zayıf olan bebeklerin ileri yaşlarda ciddi fiziksel, algısal problemler, konuşma ve lisan gelişiminde gerileme, beslenme ihtiyaçlarını karşılamada zayıflıkları olduğunu göstermiştir.

Bebeklik çağından itibaren düzenli yapılan tetkik ve çalışmalarla pek çok problemin önceden teşhisi ve erken rehabilitasyonu (tedavi ve eğitim) mümkün olabilmektedir.

Doğumdan sonra aileye, çocuğun gelişimini doğru bir şekilde değerlendirmesi öğretilmeli, normal olmayan davranışlar görüldüğünde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiği belirtilmelidir.

Dil kısa sürede kazanılan ve gelişen bir beceri olmadığından çocuğun gün boyunca kullanacağı bir araç gibi düşünülmeli ve çocuk yaptığı her farklı davranış ve sözcük için desteklenmeli, çocuğun iletişim kurduğu çevre genişletilmeli ve konuşması için teşvik edilmelidir.

Anneler, çocuklarının iletişim, dil ve konuşma gelişimlerinin normal bir seyirde devam edip etmediğini görebilirler. Bu amaçla, yaşlara göre bebek ve çocukta görülmesi gereken davranışlar aşağıda sıralanmıştır:

Doğum ve ilk 3 aylık Dönemde Bebek;

Bebek, başını tutabilir,
Düzenli olarak annesini emebilir ve gücü yeterlidir,
Beslenmesi sırasında ya da sonrasında öksürme, kusma, morarma vb. şikayetler olmaz,
Beslenirken genelde huzurludur,
Sürekli ağlamaz,
Sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmez,
Her ay belli miktar kilo alır,
Acıktığı zaman ağlar, sık yutkunur veya çevresine bakınır,
Sesinde değişiklik görülmez,
Annesini tanır ve gülümser,
Onunla konuşulduğunda ve ona dokunduğunuzda size cevap verir,
Çevresi ile ilgilenir.
3-6 ay arasındaki Dönemde Bebek;

Bebek emerken dil ve dudak kuvvetinde azalma olmaz,
Eline aldığı her şeyi tanımak için ağzına götürür,
Beslenirken ağzını daha kontrollü kullanır,
Ağzını kullanarak balon yapma gibi oyunlar oynar
Vücuduna dokunulmasından hoşlanır ve çevresine daha fazla ilgi gösterir,
Sesleri taklit etmeye çabalar,
Sizin ona olan sevginizi anlar ve size karşılık verir,
Çevreden gelen uyarılara karşı farklı tepkiler verir,
Sesleri tanımaya başlar,
Sesleri birleştirerek basit heceler kurabilir.
7-11 ay arasındaki Dönemde Bebek;

Ses çıkarırken harflerin yerlerini değiştirerek kullanır,
Onunla konuşurken yaptığınız hareketleri taklit edebilir,
Duyduğu seslerin anlamlarını ayırt edebilir,
Basit sorulara yüz ifadesi (hareketleri) veya işaretle cevap verir,
‘Baba' ‘mama' gibi basit kelimeleri söyleyebilir,
Yüz ifadesinde (hareketlerinde) değişiklikler yapabilir,
Ses tonundaki farklılıkları anlayabilir ve farklı tepkiler verir.
12-17 ay arasındaki Dönemde Çocuk;

Dikkatini iki dakika süreyle bir oyuna veya işe verebilir,
Basit emirleri anlar ve yerine getirir,
Tanıdığı nesneleri birbirinden ayırt edebilir,
Resimleri birbirinden ayırt edebilir,
Tek kelimelik ifadeleri kullanabilir.
18-23 ay arasındaki Dönemde Çocuk;

Kendi vücut kısımlarını tanıyabilir,
Söylenilen emirleri düzgün anlar ve yerine getirir,
Objeleri isimlendirebilir,
Kelime hazinesi genişler.
24 ve üstü aylarda Çocuk;

İki ya da üç kelimelik cümle kurabilir,
Kendi başına oyunlar üretebilir ve uzun süre oynar.


Bebeğinizde/çocuğunuzda yukarıda sıralanan davranışlardan bir ya da birkaç tanesi görülmüyorsa mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir.


B- 0-5 Yaş Arasındaki Çocuklarda Alıcı ve İfade Edici Dil Gelişimi Aşamaları

0-6 Aylık Bebeğiniz;

Gıı, oo- ah-ah gibi gığıldama ve ağlama seslerini çıkarabilir,
Sese karşı gülümseyerek, bakarak, susarak veya ses çıkararak tepki verir,
6-12 Aylık Bebeğiniz;

“ba-ba” “mmm” gibi sesleri taklit eder,
Eliyle bay-bay yapar,
Basit konuşmaları anlar,
Küçük oyunlar oynar (“bebek nerede?” gibi) .
12-18 Aylık Çocuğunuz;

3-5 kelimeyi söyleyebilir (“anne”, baba”, “bay-bay”, “mama” gibi),
İsteklerini size işaret ederek gösterir,
Anlamsız sözcükleri ve sesleri birleştirir,
Söyleyebildiklerinden daha fazlasını anlar.
18-24 Aylık Çocuğunuz;

Birden fazla tek kelimeyi söyleyebilir. Fakat, birçok sesi hatalı çıkarır,
İki kelimeyi birleştirebilir (“anne araba” gibi),
Hâlâ anlamsız kelimeleri kullanır,
Basit soruları anlar (“Top nerede?” gibi).
2-3 Yaşındaki Çocuğunuz;

Daha uzun cümleler kullanır fakat, bunlar çoğu zaman dilbilgisi kuralları açısından
eksik olabilir (“Baba iş gitti” gibi),

Birçok kelimeyi söyler. Fakat, bunları hâlâ yanlış telaffuz edebilir,
Sorular sorar ve bunları yanıtlar,
Söylediklerinizin birçoğunu anlar.
3-4 Yaşındaki Çocuğunuz;

Daha uzun ve karmaşık cümleler kurar,
Günlük konuşma dilindeki sözcüklerin çoğunu kullanır,
Konuşulanların çoğunu anlar,
Bir çok soru tipini sorar,
Konuşmaları diğer insanlar tarafından kolaylıkla anlaşılır.
4-5 Yaşındaki Çocuğunuz;

Cümle ve kelimeleri yetişkinlerin söylediklerine benzer bir şekilde söyler,
Basit hikayeleri anlatır,
Seslerin bir çoğunu doğru söyler,
Söylenilenleri anlar ve hatırlar.

Çocuklar;

3 yaşına kadar [b,c,d,g,h,m,t] seslerini,

4 yaşına kadar [n,p,j,s] seslerini,

5 yaşına kadar [ç,f,ğ,k,ş] seslerini,

6 yaşına kadar [l,r] seslerini,

8-9 yaşına kadar [v,j,z] seslerini, büyük bir çoğunlukla üretmeyi başarabilir.


3- ÇOCUKLARDA KONUŞMA VE DİL GELİŞİMİNİN DESTEKLENMESİ

A- Anne ve Babanın Çocuğuna İletişim Ortamını Sağlaması
Bebekler, doğuştan dil ve konuşma yeteneğiyle doğarlar; ancak yönlendirme çok önemlidir. Araştırmalar, çocuğun nasıl ve ne zaman konuşmayı öğrendiği konusunda, ailesinin desteğinin olumlu etkisi olduğunu göstermektedir.

Dili kullanmayı öğrenmek göreceli bir süreçtir. Bebekler, çevresinde konuşulan dili dinlemekten mutlu olacaktır ve duyduklarını, pratik yaparak konuşmayı öğrenecektir. Önce kendisine söylenen şeyleri anlamaya, daha sonra da sözcükleri tek tek kullanmaya başlayacaktır. Başlangıçta bu sözcükleri tutarsız olarak kullanabilir. Daha sonra bu sözcüklerle basit cümleler kuracak ve en sonunda da daha uzun ve anlaşılır cümleler kurarak, hangi sesleri nasıl kullanacağını doğru olarak öğrenecektir.

Çocukların konuşmayı öğrenmesi çok karmaşık bir süreçtir. Bu aşamada anne babaların katkısı çok önemlidir.

Çocukların konuşmayı öğrenme sürecinde desteklenmesi için aşağıda bazı öneriler verilmiştir:

Konuşmayı öğrenmeleri için çocuklara uygun ortamların yaratılması.

Çocuğunuza konuşmak için zaman ayırın. Onun kendisini ifade etmesini sağlayın.
Onunla konuşurken sıranızı bekleyin, bir şey söyleyin ve size yanıt vermesine fırsat tanıyın.

Günde en az bir saat, onunla yüz-yüze konuşmak ve kitap okumak için zaman ayırın.
Odadaki televizyon, radyo, video, müzik ve bilgisayar oyunları gibi değişik seslerin olmadığı ortamda iletişim kurmayı deneyin.

Az konuşmanın çocuğunuzun sizinle konuşmasını zorlaştıracağını unutmayın.
Konuşurken çocuğunuza bakın ve size dikkat ettiğinden ve dinlediğinden emin olun.
Çocuğun ifadesinde kullandığı yanlış sözcükleri, "yanlış kullandın" gibi uyarmalar yerine, doğru model olarak, kısa cümle içinde tekrar edin.

Dilin, iletişim için gerekli olduğunu ona hissettirin. İşaretle ya da nesnenin ismini söylemeye çalışarak, bir şey istediği zaman; örneğin "Süt mü istiyorsun?" gibi yönergelerle, ona hem uygun konuşma modeli olun hem de istediği nesneyi vererek kendisini ödüllendirin.
Çocuğunuzun her sözcüğü söyleme çabasını övgü ile pekiştirin.

B- Aile - Çocuk İletişim Becerilerini Geliştirme Önerileri

Birçok aile, çocukların nasıl ve ne zaman konuşması gerektiğini bilmekte güçlük çekerler. Ancak, her çocuğun iletişim beceri kapasitelerinin farklı olduğunu unutmamak gerekir. Aynı ailedeki çocukların konuşmayı öğrenme süreleri farklı olabilir. Burada önemli olan, çocuğun dil gelişiminde tutarlı bir süreç göstermesidir. Ailelerin, çocuklarının dil gelişimlerini desteklemek ve iletişim kurabilmek amacıyla, her gelişim döneminde yapabilecekleri aşağıda sıralanmıştır;

0- 6 ay arasında

İletişim becerilerinin geliştirilmesi

Şarkı ya da ninni söylerken, onun yüz hareketlerini taklit edin.
Beslenme, altını değiştirme ve banyo saatlerini konuşma saatlerine dönüştürün.
"ce" oyunları gibi oyunları oynayarak çocuğunuzla olan karşılıklı iletişiminizi geliştirin.
İsmini söylediğinizde size bakması için onu teşvik edin.
İletişim çabasıyla çıkardığı bütün sesler için olumlu ifadeler kullanın. Örneğin: "Ne güzel gülüyorsun?" gibi.
6-12 ay arasında

Seslerin farkına vardıkça, (örneğin telefon çaldığında) ne olduğunu ona açıklayın.
Ne söylediğinizi anlaması için ona zaman tanıyın.
Günlük aktivitelerinizi tanımlamak için aynı ifadeleri kullanın."Ayşe'nin banyosu", "yatma vakti" gibi.
Nesneleri gösterip, doğal bir konuşma ortamında isimlendirin.
Parmak oyunları oynayın.
Çocuğunuzu kitaplarla tanıştırın; kitapta bulunan, basit ve günlük yaşantısında çok karşılaştığı nesneleri isimlendirin
12-18 ay arasında

Çocuğunuzla konuşurken basit ve kısa cümleler kullanın.
Doğal bir formda, ancak yavaş, anlaşılır ve açık konuşun.
Çocuğunuzun kelime hazinesini geliştirmek için, tercihli kelimelerle soru sorarak ona model olun. Örneğin; “elma ya da muz ister misin?” gibi.
Oynayabileceği bazı oyuncakları sağlayın. Örneğin; oyuncak bir telefon. Telefon konuşma taklitleri yapabileceği en iyi oyuncaktır.
18-24 ay arasında

Yaptığınız işleri ve bu işlerin ne olduğunu anlatın.
Bazı günlük işleri birlikte yapın, böylece konuşacak çok şey olacaktır.
Çocuğunuzun oyun içinde gerçek nesnelerle oynamasını teşvik edin, örneğin; gerçek yiyecekler kullanılan bir çay partisi gibi.

Resimli olay ya da nesne kartlarıyla grup oyunları oynayın, bulmacalar çözün.
Geçmişten, günümüzden ve gelecekten söz edin; “bugün ne yaptınız?”, “yarın babaanne gelecek” gibi.

Eğer çocuğunuzun çıkarabildiği bir ses veya hece varsa (örneğin; ba), öncelikle bu sesle başlayan çevresindeki nesneleri kelime hazinesine kazandırmayı hedefleyin. Örneğin; ‘bardak' gibi. Bu kelimeyi basit cümlelerde ve duruma uygun ifadeler içinde kullanın.

Hedeflediğiniz ve çıkarabildiği seslerin bulunduğu resimli kelime kartları hazırlayın. Bu kartlarla evin içinde çeşitli oyun ortamları hazırlayın. Karttaki resmi göstererek ismini söyleyin. Kelimenin nasıl söylendiğini duymasına yardımcı olun. Bazen ona da sorarak resmi isimlendirmesini isteyin.

Her ne şekilde isimlendirme yaparsa yapsın, doğru kabul edin ve resmin ismini tekrar edin. Örneğin; Evet bu bir "bardak". Daha sonra /b/ sesiyle başlayan diğer karta geçin. Unutmayın, bu sadece bir oyundur, çocukları zorlamak ve eğitimci rolü oynamak çocuğunuz için gereksiz ve hatalı olacaktır. Kendi gelişim süreci içinde yalnızca onu desteklemeyi hedef alın.
2-3 yaş arasında

2-3 yaş döneminde, aileler çocuklarının kullandığı sözcüklerde bir "patlama" olduğunu görürler. Her durum için bir sözcükleri vardır ve sürekli "neden?" tipinde soru yöneltirler.

Çocuğunuza "edatları" öğretebileceğiniz oyunlar oynayın. Örneğin; "topu kutunun 'içine' koymak" veya "masanın 'üstünden' atmak" gibi.
Yaptığı resim hakkında konuşabilmeniz için boya kalemleri ve kâğıt sağlayın.
Diğer çocuklarla oyun oynayarak iletişim sağlayabilmesi için fırsatlar yaratın.
Kitap içindeki eylemleri tanımlayarak, onları kısa cümlelerle anlatın.

Anlattığınız cümlelerle ilgili her olaya ilişkin hemen soru yöneltin. Her ne cevap verirse versin, tekrar sorunuzun cevabını bir de sizden duyması ona uygun konuşma modeli olmanız açısından etkili olacaktır. Örneğin; "Evet çocuk ayakkabısını giyiyormuş" gibi.
3-5 yaş arasında

3 ve 4 yaş arasında sıklıkla "kim?", "nerede?" ve "ne?" ile başlayan soru cümlelerini kullanabilirler. Cümleleri daha uzundur ve konuşması daha akıcıdır. Çocuklar, 4-5 yaş arasında kendisine söylenen her şeyi anlar ve anlaşılır bir şekilde konuşur.

3-5 yaş arasındaki çocuklar ile oynanabilecek oyunlar.

Büyük-küçük, sert-yumuşak gibi zıtlıkları içeren oyunlar oynayın.
Çocuğunuza 10'a kadar saymasını öğretin ve sayı sayma oyunları oynayın.
Yazıları taklit edebilmesi için boya kalemleri ve kâğıt sağlayın.
Konuşmalarınızda zamana ilişkin kavramları kullanın (bugün, yarın, daha sonra, gelecek hafta gibi).
Çocuğunuza olaylara ilişkin hisleri ve duyguları hakkında konuşma fırsatı tanıyın ve paylaşımda bulunun.
Kendinize ait kelime oyunları, tekerlemeler, hikayeler yaratın.
Kelime bulma oyunları oynayın.
Bir kelimenin hangi sesle başladığı veya herhangi bir sesle başlayan kelimenin bulunması gibi seslerin farkında olunmasını sağlayan oyunlar oynayın